Fotoğraflar, geçmişi belgelerken bir dönemin ruhunu, gündelik hayatın ritmini ve toplumsal dönüşümlerin izlerini de bugüne taşıyor. Türkiye’de fotoğraf arşivciliği, uzun yıllar boyunca farklı kurumların, koleksiyonerlerin ve kişisel inisiyatiflerin katkılarıyla şekillendi, önemli bir birikim oluştu. Ancak bu birikimin korunması, erişime açılması ve araştırma süreçlerine sistemli biçimde entegre edilmesi hâlâ süreklilik ve ortak bir altyapı gerektiren bir alan olarak karşımızda duruyor.
Bülent Eczacıbaşı Vakfı Fotoğraf Araştırma Merkezi (BEVFAM), tam da bu ihtiyaçtan yola çıkıyor. Risk altındaki fotoğraf arşivlerini korumak, dijitalleştirmek ve araştırmacılarla buluşturmak amacıyla kurulan merkez, fotoğrafı toplumsal, kültürel ve tarihsel bir hafıza ve araştırma alanı olarak ele alıyor. İstanbul Modern çatısı altında özerk bir yapıyla konumlanan merkez; sanatçılardan basın fotoğrafçılarına, amatör arşivlerden mahalle stüdyolarına uzanan geniş bir görsel mirası görünür ve erişilebilir kılmayı hedefliyor.
Bu çerçevede, BEVFAM’ın hikayesini ve merkezin nasıl bir araştırma ekosistemi kurmayı amaçladığını merkezin Kurucu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve Proje Danışmanı Orhan Cem Çetin ile konuştuk.
Türkiye’de fotoğraf arşivciliği uzun yıllar boyunca farklı aktörlerin katkılarıyla şekillendi. Sizi BEVFAM’ı hayata geçirmeye yönelten ihtiyaç neydi? BEVFAM’ı bir araştırma alanı olarak nasıl konumlandırıyorsunuz?
Bülent Eczacıbaşı: Fotoğraf, icadından kısa bir süre sonra bu topraklara ulaşarak gündelik yaşamın, kamusal alanın ve tarihsel tanıklığın vazgeçilmez bir parçası hâline geldi. Zaman içinde büyük stüdyoların, kamu kurumlarının, yayın organlarının, sanatçıların ve bireylerin katkılarıyla bugün toplumsal hafızamızı şekillendiren zengin bir görsel arşiv oluştu. Ne var ki bu birikimin önemli bir bölümü uzun yıllar boyunca uygun koşullarda korunamadı; dağılma, zarar görme ya da geri dönülmez biçimde kaybolma riskiyle karşı karşıya kaldı.
Bu tablo, geçmiş ile gelecek arasında daha kalıcı ve güvenli bir bağ kurma ihtiyacını da beraberinde getirdi. Bu ihtiyaçtan hareketle 2023 yılında kurduğumuz Bülent Eczacıbaşı Vakfı Fotoğraf Araştırma Merkezi’nin temel amacı; Türkiye’de kültürel değeri yüksek ancak korunmaya ihtiyaç duyan fotoğraf arşivlerini tespit etmek, bütünlük içinde koruma altına almak ve geleceğe güvenle aktarmak.
Fotoğraf, bireysel bir ifade aracı olmanın ötesinde, toplumsal hafızanın en güçlü taşıyıcılarından biri. Fotoğraf üretimlerinin yeterince kayıt altına alınmaması, korunmasız kalması ya da erişime kapalı olması, bellek kaybının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Bu doğrultuda fotografik imgelerin dijitalleştirilmesi, uygun koşullarda saklanması ve kamuyla buluşturulması; fotoğrafın yalnızca estetik bir üretim olarak değil, aynı zamanda temel bir araştırma ve bellek kaynağı olarak ele alınmasını mümkün kılıyor.
BEVFAM’da, kişisel ve kurumsal arşivleri uluslararası standartlara uygun koşullarda muhafaza ederek, yüksek çözünürlükte dijitalleştirmeyi ve bu bilgiyi kalıcı hâle getirmeyi hedefliyoruz. Ancak merkezimizin görevi sadece arşivleri korumak değil; aynı zamanda araştırmacıların, akademisyenlerin ve kamunun erişimine açarak bu malzemeleri yaşayan bir bilgi kaynağına dönüştürmek.
Tarihçilerden sosyal bilimcilere, sanatçılardan öğrencilere kadar geniş bir kullanıcı kitlesi için bu arşivlerin yeni araştırma ve üretimlere esin kaynağı olmasını önemsiyoruz. Genç kuşakların bu görsel mirasla ilişki kurması, sorgulaması ve yeniden yorumlaması da merkezin asli görevleri arasında yer alıyor.
Fotoğraf Araştırma Merkezimiz, yönetim ve işleyiş açısından özerk bir yapıya sahip. İstanbul Modern Sanat Müzesi çatısı altında konumlanan merkez, müzenin 20 yılı aşkın koruma ve sergileme deneyiminden de yararlanıyor. Bu yapı, BEVFAM’ın uzun vadeli, sürdürülebilir ve güvenilir bir arşivcilik anlayışıyla çalışmalarını sürdürmesini mümkün kılıyor.
BEVFAM arşivinden
Nusret Nurdan Eren
Abant Gölü
Bolu
y. 1980 / c. 1980
BEVFAM fikrinin olgunlaşma hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?
Orhan Cem Çetin: 2022 yılının ilk aylarında, Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi retrospektif kitaplarının editörlüğü görevini üstlendiğimde Bülent Bey ile görüşmelerimiz oldu. Bu görüşmeler sırasında, uzun süredir aklından geçirdiği, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan değerli arşivleri koruma altına almak ve kamuya açmak üzere bir girişimde bulunma fikrini hayata geçirme niyetini dile getirdi. Bu tarihi görevi büyük bir mutluluk ve kıvançla kabul ettim. Böyle bir kurumun ayrıntılı hedeflerini, kurgusunu, kadrosunu, teknik altyapısını ve mekânını tartışmaya, kâğıt üzerinde geliştirmeye başladık. Babası Selçuk Emden’in arşivinden dolayı bu konuda deneyim kazanmış olan mimarlık fotoğrafçısı Cemal Emden ve kitap projesinde birlikte çalıştığımız, her aşamada desteğini esirgemeyen Bülent Erkmen de ön çalışmaya dahil oldular. Ardından konu İstanbul Modern yönetimine açıldı ve fotoğraf bölümü yöneticisi, küratör Demet Yıldız Dinçer’le birlikte projeyi olgunlaştırdık. Bu birime Fotoğraf Araştırma Merkezi adının verilmesi ve Bülent Eczacıbaşı Vakfı bünyesinde çalışması, ancak İstanbul Modern çatısı altında yer alarak müzenin olanaklarından yararlanması kesinleşti.
1 Ekim 2023 günü Müze’ye gelerek bize tahsis edilmiş olan odaya tek başıma girdim. Aradan geçen iki yıl içinde kadromuz oluştu, ekipmanımız geldi, ilk arşivlerimiz ulaştı, web sitemiz ve arşiv yazılımı geliştirildi. Görsel arşiv yönetimi alanında yurt dışında ve Türkiye’de faaliyeti olan kurumların çalışma standartlarının araştırılması, uygun ve uyumlu biçimde benimsenmesi de dahil olmak üzere, iki yıl süren çok yoğun çalışmalar sonucunda 1 Aralık 2025 tarihinde BEVFAM’ı dünyaya duyurduk.
Küçük bir kadromuz var. Ben ve Demet Yıldız Dinçer dışında Merkez’in yöneticisi Duygu Pata Akçaylı, dijital içerik sorumlusu Zeynep Eda Gönen ve teknik uzman Gizem Çelik ile bu dev işi taşıyoruz. Ayrıca yakın iletişim içinde olduğumuz, Dr. Özge B. Calafato (Amsterdam Üniversitesi Kültürel Analiz Bölümü), Cemal Emden, Bülent Erkmen, Doç. Dr. Ahmet Ersoy (Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü) ve Doç. Dr. Gamze Toksoy’dan (MSGSÜ Sosyoloji Bölümü) oluşan bir danışma kurulumuz var. Tanınmış basın fotoğrafçısı Ercan Arslan da saha danışmanı olarak bize destek veriyor.
Doğal olarak İstanbul Modern fotoğraf koleksiyonu ve İKSV arşivi de gündeme geldi. Her iki kurumun sahip olduğu zengin fotoğraf arşivlerini zamanla BEVFAM altyapısından kamuya açacağız. İstanbul Modern’den Othmar Pferschy ve Yılmaz Kaini fotoğraflarından ilk seçkileri şimdiden görmek mümkün.
BEVFAM arşivinden
Tuğrul Çakar
Adıyaman
1982
Merkez, yalnızca bir fotoğraf arşivi değil; sosyal bilimciler, sanatçılar ve araştırmacılar için yaşayan bir keşif alanı olacak. Bu yapının araştırma ekosistemine nasıl bir katkı sunmasını hayal ediyorsunuz?
Orhan Cem Çetin: Bünyemize katmaya çalıştığımız arşivler sadece sanatçılara ait değil. Amatörler, basın fotoğrafçıları, mahalle stüdyoları vb. kaynaklar da bizim için değerli. Amaç geçmişe ışık tutmak ve aktif fotoğrafçılar kadar hatta onlardan önce sosyal bilimciler, tarihçiler, her alandaki araştırmacılar için bir kaynak oluşturmak. Bu yüzden de uluslararası standartlara uygun bir veritabanı yapısı geliştirdik. Dünyanın farklı yerlerinde bulunan, bizden daha eskiye dayanan, daha kapsamlı arşivlerin standardize ettiği etiketleme ve atıf kurallarını inceliyor, kendimize uyarlıyoruz. Artık duyurularımızı yapmış, web sitemizi ziyarete açmış ve ortaya çıkmış olduğumuzdan tüm dünyadaki kültür-sanat kurumları ile ilişkilerimiz de yoğunlaşacak. İstanbul Modern Fotoğraf Bölümü’nün mevcut uluslararası ilişkileri öncelik taşıyacaktır. Ortak projeler yürütmek, çalıştaylar, atölyeler, gezici sergiler, yayınlar gerçekleştirmek, hedeflerimiz arasında.
BEVFAM arşivinden
Sinan Turan
Tarlabaşı yıkımı
İstanbul
1986
Arşive kabul edilecek eserleri belirlerken nasıl bir kültürel, tarihsel ve sanatsal çerçeve gözetiyorsunuz?
Orhan Cem Çetin: Bu alan Türkiye’de yıllarca ihmal edildi ve Bülent Bey’in de belirttiği gibi iyi korunmayan ve risk altında olan çok değerli arşivlerin bazıları için riskler gerçekleşti, çok kritik fotoğraflar toptan yok oldu. Çok az sayıda kurum sorumluluk almış durumda. Kısacası ortada acil bir durum var. Böyle bir ortamda fazla seçici ya da tematik davranmak istemiyoruz. En azından şimdilik. Şu anda çok basit bir kriterimiz var: “Kültür değeri yüksek ancak korunmaya muhtaç arşivler” hedefleniyor. Kültür değeri, geniş bir tanım. Sanatsal tutum, kent, doğa, arkeoloji odaklı belgeleme, sosyal belgesel, gündelik yaşam, hatıra fotoğrafları gibi birbirinden çok farklı yaklaşımlar arşivimizde görülebilir. Araştırmacılar için hepsi anlamlı. Şu anda sadece Türkiye’ye dair fotoğraflar ilgi alanımızı oluşturuyor. Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi retrospektif kitaplarında yer alan fotoğrafçılar doğal olarak ilk sırada yaklaştığımız isimler. Örneğin Nusret Nurdan Eren’in tüm arşivi ve Gülnur Sözmen’in analog arşivi BEVFAM’a kazandırılmış durumda.
Geleceği düşündüğünüzde, bu merkezin ulusal ve uluslararası fotoğraf topluluğu içinde nasıl bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz? Merkezin uzun vadeli vizyonu nedir?
Orhan Cem Çetin: Merkezin adında geçen “fotoğraf” kelimesinden dolayı bu girişimin öncelikle fotoğrafçılar gözetilerek inşa edildiği düşünülebilir. Fotoğraf elbette odağımızda ama her alanda çalışan sanatçılar, akademisyenler ve araştırmacılar için ilham verici bir platform olmasını amaçlıyoruz. Arşiv, doğası gereği pasif bir varlıktır. Onun üzerinde ve çevresinde bir yaşam yeşermesi için çabalayacağız. Keşfedilmeyi bekleyenler dahil ülke çapındaki tüm fotoğrafçılar, İstanbul Modern’in halihazırda ilişki içinde olduğu ya da olmadığı sanatçılar, akademik çevreler, bağımsız araştırmacılar, diğer sanat kurumları ve uluslararası paydaşlar ile temasımızı sıcak tutarak aktif rol almak niyetindeyiz.
BEVFAM arşivinden
Robert John Marshall
İstanbul
1973